21 Ekim 2011 Cuma

Cem Adrian Röportajı



CEM ADRİAN


      Ayrıcalıklı sesi ve birbirinden güzel şarkılarıyla röportaj konuğumuz Cem Adrian.

      Okuduğunuz zaman sesi kadar kendisinin de ne kadar farkılı olduğunu anlacaksınız...


  Öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Röportajlarınızda okuduğumuz kadarıyla eskiden beri müzik yeteneğinizin farkındaymışsınız. Peki, ergenlik döneminde kişilerde ses değişimi olur, bu sizde nasıl oldu?
Cem Adrian: Açıkçası sesim daha yeni değişiyor ve bence yeni oturuyor. Her geçen yıl biraz daha değişiyor ve yeni şeyler keşfediyorum. Ben bunlara kayıp demiyorum, değişiklik diyorum. Bazen bas renkler ortaya çıkıyor, tizler kayboluyor. Bazen de tizler renkler oturuyor. Her sene değişiyor.
Bu, eğitimle alakalı olabilir mi?
Cem Adrian: Eğitim almadığım için bundan bahsedemem.
Bilkent Sürecinde eğitim almadınız mı?
Cem Adrian: Aldığım şeye eğitim diyemeyeceğim. Ben sadece bir konservatuar gördüm. Zaten amaç, eğitim değil de konservatuarın nasıl bir yer olduğunu görmekti.
Fazıl Say sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?
Cem Adrian: Fazıl Say benim için bir dönüm noktası oldu. Öncesinde ben profesyonel anlamda müzikle uğraşan biri değildim. Kendi kayıtlarımı yapar, arkadaşlarıma dinletir ve profesyonel müzisyen olmak için insanlara ulaşmaya çalışırdım. Fazıl Say da bendeki gördüğü şeyi sevdi ve beni Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’ne davet etti. Orada bir buçuk sene boyunca konservatuarın nasıl bir şey olduğunu gördüm. Ama tabi Fazıl Say ile çalıştık, birlikte şarkı yaptık, konserler verdik. Benim için büyük bir dönüm noktasıdır. Ayrıca Fazıl Say dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden biridir ve onunla çalışmak inanılmaz bir deneyimdi.
Peki, öncesinde grup çalışmalarınız oldu mu?
Cem Adrian: Öncesinde Mystica diye bir grubumuz vardı ama tamamen ticari amaçla kurulmuş bir gruptu. Etnik, elektronik müzik yapıyorduk, ben dans edip şarkı söylüyordum. Aslında müzik grubu değil, show grubuydu.
Hangi dönemlerdeydi?
Cem Adrian: 2002- 2003’te İstanbul’daydı.
Müzik olarak Ankara alt yapınız var mı?
Cem Adrian: Hayır. Ben Edirne’de doğmuş ve Edirne’de büyümüş birisi olarak İstanbul’da bir süre yaşayıp, Ankara’ya gittim. Son dört seneden beri de Ankara’dayım. Ankara’yı ve Ankara’da yaşamayı seviyorum. İstanbul’u sevmediğim için Ankara’da yaşıyorum.
Bir yerde “Ankara sevgilim ama İstanbul ile arada onu aldatıyorum” demişsiniz
Cem Adrian: Evet çünkü Ankara’yı çok seviyorum ve başka bir yerde yaşamak istemiyorum.
 Her albümünüzün bir hikâyesi var. Emir albümünüzde, “Tanırının Elleri” ile başlayan “Emir” ile devam eden ve “Bir Melek Ölürken” ile biten, yaşadığınız aşkın sözlere dökülmüş halini dinledik. Diğer albümlerinizde böyle bir hikâye var mı?
Cem Adrian: Tabi var. “Emir” ve “Kayıp çocuk masalları”, birbiriyle çok bağlantılı bir albüm… Şimdi hikâyenin sonu şekilde üçüncüsü de gelecek ve bitip gidecek… Artık bu çocuk meselesini bitireceğimJ
Zaten şarkılarınızda sürekli bir “çocuk” metaforu var
Cem Adrian: Var çünkü ben, insanlar beğensin diye ticari bir müzik yapmıyorum, onlar için şarkılar yazmıyorum. Ben, kendim için şarkılar yazıyorum ve insanlarla paylaşıyorum. Benim yaşadığım neyse onları yazıyorum. Kendi kendime bunları film gibi kurguluyorum. Başlangıcı, gelişmesi ve sonu var. Üçüncüde de sonu olacak ve bitecek.
Ne zaman çıkacak peki?
Cem Adrian: Bir dahaki sonbaharda

O zaman siz bir şeyleri yaşadıktan sonra yazıyorsunuz
Cem Adrian: Ben, her şeyi önce yaşıyorum sonra yazıyorum. Hikâye belli, şarkılar belli ve yazmaya devam ediyorum.

Bir insanın hissettiği şeyler şarkı olsa, ancak bu kadar güzel dile getirilebilirdi
Cem Adrian: Çok teşekkür ederim. Sonuç itibariyle hepimiz insanız, hepimizin ruhu aynı şekilde acı çekiyor, aynı şekilde mutlu oluyor. Benim ifade edebilme yeteneğim çok kuvvetlidir ama sizin başka bir konuda başka bir yeteneğiniz çok kuvvetlidir. Ben gerçek hikâyeler anlatıyorum, bunlar benim hikâyelerim. Şarkı söylemeyi de çok seviyorum. Zaten başka bir yeteneğim de yok.
Genelde ticari kaygı girdiğinde işler ya vasıfsızlaşıyor ya da tek düzeliğe giriyor
Cem Adrian: Benim, hayatımda hiçbir zaman para kazanmakla ilgili bir kaygım olmadı. Ben para kazanabileceğimi ve paranın bir şekilde bir yerlerden gelebileceğini düşünüyordum. Daha doğrusu parayı, bu anlamda kazanmaya değer vermedim. Dünyevi hayatlarımız var; giyiyoruz, yiyiyoruz, içiyoruz. Bunun için de para gerekiyor ama hayatta kaygınızı ne kadar hafif tutarsanız başarı kapınız daha iyi açılıyor. Çünkü kaygınız yok ve daha cesur işler yapabiliyorsunuz. Yani ben, benim yaptığım müziği beş sene önce yaptığımda Türkiye’de o albümü yayınlamak için milyon dolarınız olması lazımdı. Çünkü hiçbir ticari kaygısı yoktu. Özgür müzik gerçek hisleri doğuruyor, o hisler de doğru insanlara ulaşıyor ve insanlar da samimiyetinize daha çok inanıyor, sizi daha çok sevip, daha çok sahipleniyor. Böylelikle Facebook’ta 1 milyona yakın insan sizi takip ediyor, konserleriniz dolup taşıyor ve para kazanıyorsunuz. Ama bunun kaygısını duymamak lazım. Ben şu anda ticari müzik yaparsam bir gelsin benim suratıma tükürsün diyorum. Çünkü bu kadar insana ulaştıktan sonra ticari müzik yaparsam yazıklar olsun bana…
Sizin kitleni o kadar genişledi ki artık herkes sizi dinlemeye başladı
Cem Adrian: Evet, onu da engellemek mümkün değil. Bir albüm kapağı yapıyorsunuz ve Facebook’ta yorumlara bakıyorsunuz. Yani Cem Adrian’ın albüm kapağı bu, daha ne bekliyorsunuz ki… Ben, herkesin beni dinlemesini istemiyorum. Beni, hayata başka bir gözle bakan insanların dinlemesini tercih ederim. Beni popüler radyolar dinlemesin, popüler kanalları izleyenler izlemesin diye o kanallara şarkı göndermiyorum. Ama internette maalesef karşılaşıyoruz. Ben söylüyorum; beni herkes dinlemesin, ben herkese müzik yapmıyorum…
Şarkılarınızın hepsi birbirinden güzel ama sizin için “Bundan daha iyi yapamam” dediğiniz şarkınız hangisi?
Cem Adrian: “Bir melek ölürken”, bence çok özel bir şarkı ve onu çok seviyorum. “Nereye gidiyorsun” da öyle… Ben bazı şarkıları ayırt edebilirim çünkü bazı şarkılar benim için çok daha özel.

Sesinizin çok farklı olduğunu, harika şarkılar yazdığınızı herke biliyor. Peki, bunu dünya standartlarını taşımayı düşünmüyor musunuz?
Cem Adrian: Bir kere ben İngilizce bilmiyorum. İngilizce konuşamam, İngilizce yazamam, İngilizce hislerimi ifade edemem. Bu, rol ve taklit olur. Yani ben, ancak bir şarkıyı coverlayabilirim.

Bunu Türkçe olarak da yapabilirsiniz ki… Hisler aynıdır
Cem Adrian: Bence dilsiz bir müzik yapmak çok daha mantıklı olabilir. Zaten böyle şeyler yapıyorum. Kendi kendime yaptığım bir albüm var. Ayrıca dünyaya açılma fikri bana hiç sempatik gelmiyor. Ben küçük bir hayat istiyorum. Ankara’da küçük bir mahallede, küçük bir evde, az insanlar, az arkadaşla öz bir hayat yaşamaya çalışırken ben deli miyim dünyayı dolaşıp müzik yapayım? Ben çok net olarak, hayatımı kariyerle harcamak istemiyorum. Bunun yerine az ve öz şeylerle yetinmeyi bilen biri olarak çok basit bir hayat yaşamak istiyorum. Ben şu anda bile bir süre şeyi beceremiyorum. O kadar çok yoğunum ki, ayda yirmi tane konser vererek, yirmi şehri gezerek evimde on gün yaşamak benim hoşuma gitmiyor. Bir de yurt dışına gidip de hayatımı elimden kayırmak istemiyorum. Benim hayattaki en önemli şeyim “özgürlük”. Ben özgürlük için yıllardan beri hiçbir plak şirketine boyu eğmemeyi göze aldım. Menajerlerimle de imzasız çalışıyorum. Bunun tek sebebi, ben özgür olmayı seviyorum. Ben, bu akşam konser yapmak istemiyorsam, bunu yapmamalıyım. Bu albümü çıkarmak istemiyorsam, çıkarmamalıyım. Hayatta hiçbir şeyi zorunlu olarak yapmamalıyım. Herkesin de böyle yaşaması gerektiğini düşünüyorum.
Çok zor bir yol ama…
Cem Adrian: Evet, çok zor bir yol ama bedellerini öderseniz sahip olabilirsiniz. Bedenleri, yıllarca para kazanmadan albüm yapmaya çalışmak, boş salonlara konser vermek olsa bile… Ama nihayetinde ben bu özgürlüğe sahibim ve kendi plak şirketimi kurdum. 
Özgürlüğünüzü kısıtlamayacak farklı projeleriniz var mı?
Cem Adrian: İzmir’e taşınmak meselaJ Burayı çok seviyorum ve bir gün buraya taşınmak istiyorum.
Müzikle ilgili gelecek vadede planlarınız neler?
Cem Adrian: Benim o kadar çok planım var ki… Stüdyomda oturduğum zaman altı tane albüm beni bekliyor. Bir tanesi eski şarkılarımın elektronik alt yapılı hali, diğeri şarkıların yaylılarla yapılmış ve plağını çıkartmak istediğim hali, yeni albüm çalışmaları, rock albüm hazırlığı gibi birçok şey beni bekliyor.
Başka düet planlarınız var mı?
Cem Adrian: Zuhal Olcay ile bir şarkı yapmak istiyorum, Yaşar Kurt ile bir şarkı yapmak istiyorum. Hatta Yaşar Kurt ile kesinlikle bir şeyler yapmak istiyorum, çok özel bir adam o…

Bir de bir şey okuduk, Akademi Türkiye’ye katılmışsınız. Bu doğru mu?
Cem Adrian: Doğru tabi. Ama çok şanslıyım ki tanrı bana yardım etti ve o yarışmada hiçbir derece almadım.

Ekran kısmına kadar geldiniz mi?
Cem Adrian: EvetJ Beni seçmelerde falan görmüşsünüzdür belki ama o zaman çocuktumJ çok saçma bir şey bence… Bir müzisyen için o kadar büyük ışıklar ki onlar ama yalan dolan hepsi. Sadece reyting için insanların duygularını sömürdükleri bir yer. Zaten medya ne hallere geldi.

Son olarak, maddi kaygıları olmayan ve sizin gibi değişik şeyler yapmak isteyen kişilere ne önerirsiniz?
Cem Adrian: Öncelikle her geçen gün her şey zorlaşıyor. Ama cesur olacaksınız ve sabırlı olacaksınız. Ben beşinci albümü yayınladıktan sonra şu anda daha güçlüyüm. Önemli olan kararlılık ve inanç… Hayatın aslında çok da ciddi bir yer olmadığını, kariyerle, hırsla geçirilecek bir yer olmadığını anlamak lazım. Gerçek soru; sizi ne yapmak mutlu eder? Bundan sonra yolu çizin ve devam edin. Bedenlini ödedikten sonra her şey sizin, hayat bedelini almadan hiçbir şeyi vermez size... “İş” dediğimiz şey, ömrümüzü parayla satmaktır. En azından ömrünüzü sevdiğiniz bir şeye satın.

Konser öncesi bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Hazırlayanlar:  Seda ATICI,Melike GÜR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder